Böyle bir 3. hafta 15 March 2007
Posted by mertyildirim in Uncategorized.trackback
Uzun yazı okumak istemeyen arkadaşlar için özet hazırladım, ilgili arkadaşlar aşağı kısımlarda uzun uzun okuyabilirler
- Dersin başında öz, öğretmenliğe has ayrı bir yan var mı yok mu?
- Hop-hey oyunu biyolojideki neron konusunda kullanılabilir.
- Ders için grup oluşturulması, bence yanlışlıklar vardı.
- Makaleleri okuyup gelmek lazımmış, yoksa insan kendini proficiency’de reading kısmında hissediyor.
- Zincir oyununda ebelerin arkasından koştum ebe olmadım
- Gözler kapalı, iletişim olmadan koordine olmak çok zor. Acaba gözler açık olsa durum değişirmiydi merak etmiyor değilim.
- Huysuz öğretmen vs. Anlayışlı öğretmen.
Dersin başlarında öz konusu tekrar açılmasıyla ve makalenin de etkisiyle dersin felsefi boyutta ilerleyeceğini düşünürken, ders birden mesleklerin kendilerine öz his, duygu ve yanlarına geldi, öyle ki öğretmenlik için de bir tane bulmaya çalıştık ancak yarı kaldı. Ben düşündüm, taşındım
geyik biryana öğretmenliğe has bir duygu ya da bir yan bulamadım, çünkü ne bulsam bir bakıyorum “a şu meslek içinde uygun bu diyorum”, bilemiyorum belki de öğretmenliği diğer bütün mesleklerden ayıran can alıcı bir yanı yoktur. Fakat bunu negatif olarak algılamamak gerekir çünkü buradan diğer mesleklerdeki birtakım parçalı özelliklerin genel olarak öğretmenlikten geldiğini de düşünebiliriz, ne de olsa öğretmenlik en eski mesleklerden birisi.
Başta yaptığımız hop-hey oyunu ilk bakışta bana alakasız gelmişti, yani oyundan öte gidememişti ancak şöyle bir düşünme fırsatı bulduğumda oyunu biyolojideki sinir (neron) konusu ile ilişkilendirerek eğitici bir oyun ortaya koyabiliriz. Aslında oyundan ziyade bu önceden hazırlanmış bir video olarak da kullanılabilir; bir tarafta gençlerden oluşan bir grup, diğer tarafta ise yaşlılardan, oyun oynandığında muhtemelen gençlerin grubunun en öndeki elemanı daha önce hey diyecek, buradan da genç neronların bilgi aktarımında daha hızlı oldukları, dolayısı ile yaşlıların daha ağır hareket ettikleri, olaylara daha yavaş tepki verdiklerinden bahsedebiliriz.
Grup oluşturma, bence bu kısım iyi geçmedi. Gruptaki arkadaşlarım darılmasın ancak ben memnun değilim. Ben dersi fazla kredi olarak aldım, herhangi bir seçmeli olarak değil, dersi aldım çünkü gerçekten öğrenmek istiyorum, ne kredi için, ne de not için bu dersi aldım. Bu bağlamda bir grup oluşturulduğunda kendim gibi gerçekten bir ürün ortaya koymak isteyen, gerçekten öğrenmek isteyen kişilerle birlikte olmak isterdim. Bu bağlamda hayal kırıklığı yaşadım dersem yalan olmaz. Aynı bölümden olma kuralı ciddi bağlamda kısıtladı beni, bir yandan da sekiz kişilik bir grup, hadi hayırlısı bakalım ne olacak.
Makaleyi okumadan gelmek ciddi bir hata oldu, keşke okuyabilseydim diyorum ancak ilk aldığımda 27 sayfayı birden görmek beni tedirgin etmişti, herhalde onun da etkisi olsa gerek bu okumamış olmama. Neyse, yarım saatlik süre zarfında cevap bulmaya çalışmamız bana profiency sınavını hatırlattı, sanki reading kısmında gibiydim, sayfaları hızlı scan ediyor, bir cevap bulmaya çalışıyordum. Öte yandan da umduğum gibi geçmeyen grup oluşturma işleminden sonra bir cevap bulmak ayrı bir zorluktu.
Zincir oyunu gerçekten hoşdu her ne kadar sınırlar gerçek bağlamda sınır olmayıp dışına geçilebilse de. Oyunda hiç ebelenmedim çünkü sürekli ebelerin arkasından takip ediyordum, tamam bu kolaydı ancak onunda bir zorluğu vardı, bir ara ebeler tersten daire yaparak arkadan kovalayan üç beş kişiyi ebeledi, neyseki ebelenenler içinde değildim. Oyunda birkaç kritik nokta vardı, mesela bunlardan birisi ebelerin sınırlar dahilinde kısı kenar uzunluğuna ulaştıkları anda diğerlerinin de kaçınılmaz olarak ebe olmaları, bu gerçekleşmedi ancak küçük bir alanda kalabalık bir grupla yapılması durumunda muhtemel bir olay olacaktır.
Günün son ver zor oyunu gözler kapalı üçgen oluşturma, zor çünkü herkes birbirinden habersiz, arada bir iletişim söz konusu değil. Üçgende önemli olan üç sabit nokta ve bunlar arasındaki çizgiler, dolayısıyla gruptaki hangi kişilerin üç sabit nokta olacağı belirsiz, buna gözleri kapalıyken ve konuşmamaları gereken bir durumda karar vermeleri ise çok zor. Belki başlangıç figürü olarak kare ya da dikdörtgen seçilse daha etkili olabilirdi bu oyun. Bu oyun öyle bir oyunki, benim algıladığım kısmıyla, bize şunu söylüyor; grubunuz bir dişli çark gibi, bu dişlerden birisi kırılırsa grup başarısız olur, hemen üçgen örneğine dönelim, grubun içinden sivri bir kişi ben de köşe olacağım diye inat ederse elde edilen şekil dört kenarlı birşey olacaktır. Tek merak ettiğim şey, konuşmak yine yasak olsun gözler açık olsun, bu durumda ne kadar başarılı olunurdu, bence yine bir takım sorunlar olurdu.
Oyunu deneme fırsatım olmadı çünkü taksiden sadece binadaki kapı girişi önünde inmek isteyen ayakları narin mi narin mi olsa gerek diye düşündüğüm bir hocamız gereksiz bir negatiflik yarattı ve oyun bölündü. Buradan en başa dönmek istiyorum, öğretmenlik için gerekli bir yan aklıma geldi(gerçi bu başka meslekle de uyabilir), bu gerekli yan öğretmenin anlayışlı olması.
mert,
grup hakkında soyledıklerın karsısında da ben hayal kırıklıgına ugradım acıkcası, daha hıcbırseye baslamadan boyle dusunmen benı uzdu. eger yapılacak ıs senı tatmın etmeyecekse tek basına yapabılırsın hocayla konusup, cunku sen boyle dusunurken bı grup olup bırlıkte calısmamız daha zor olmaz mı?
leyla
Bir yazıda okumuştum ilk izlenim 1 dakikadan daha kısa bir sürede oluşuyormuş, artık o bir dakika içinde ne olduysa, ne yazıkki, böyle bir izlenim oluştu bende. Ben böyle bir düşünce içerisindeyken grup olup birlikte çalışmamızın zor olabileceğine değinmişsin, evet haklısın ki; ben de buna değindim yazımda bir bakıma, şu an pek vaktim yok detaylı olarak sonra blog’uma gruplar ve oluşturulması konusunda dair diğer düşüncelerimi yazacağım.